disk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
disk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2010 Cumartesi

DİRENİŞİN 69. GÜNÜ...






Gece uyuyamadım. Tersane Direnişçisi Zeynel ile oturdum. Gece 2’ye kadar sohbet ettik.

Dün duyduğum bir haber gün boyu aklımı kurcalayıp heyecanlandırdı. Doktor Bora İnce; başhekim yardımcısının yemekhane ya da Tepeüstü’nde çalışır mı işe alırsak, dediğini söylemesiydi, aklımı kurcalayan.


Saat 12.00’de DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen geldi ve birlikle basın açıklaması yaptılar. Süleyman Çelebi, taşeronlaşmaya, güvencesizliğe hayır, dedi. Taşeronlaşmaya karşı mücadele ettiklerini ve benim haklı mücadelemin yanında olduklarını söyledi. Hüseyin Demirdizen ise, sağlıkta güvencesizliğin sağlık hizmetini düşürdüğünü, yarın ne olacağını bilmeyen işçinin yeterli hizmeti veremeyeceğini söyledi. Ve sağlıkta çalışanların işten atılmasının ilk olmadığını, söyledi.

Basın açıklamasından sonra Süleyman Çelebi, Hüseyin Demirdizen ve avukatım başhekimle görüşmeye gitti. Başhekim beni işe geri almayacağını, sendikadan dolayı değil çalışmadığım için işten atıldığımı ve benim başhekimle görüşme talebinde bulunmadığımı söylemiş. Eğer bulunsaydım işten atılmazmışım. Ben bir şey anlamadım söylenenden. Defalarca görüşmek istedim. Görüşemedim, dilekçe getirdim. Başhekim yardımcısı, olmadık hakaretler etti. İşte olduğum süreçte tehdit edildim, yaşamımı cehenneme çevirdiler. Bu sonuca benim işte çalışmadığım için gelinmiş, buna çocuklar bile güler.

Süleyman Çelebi de, atılan her işçiden sonra işverenin aynı gerekçeleri söylediğini, bunun yalan olduğunu söyledi. Başhekim, bir kere kaldırdık çadırı yine kaldırırız, polis ve zabıtayla, deyince; o zaman "DİSK olarak biz sizin karşınızda oluruz" demiş ve bundan sonra bu olayı büyük bir şekilde sahipleneceklerini, uluslararası boyuta taşıyacaklarını söylemiş. Burada da bizlere söyledi. Direnişe DİSK olarak sürekli desteklerini göstereceklerini söylediler.

Bu arada onlar başhekimlikteyken KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, Örgütlenme Sektereteri Akman Şimşek, Eğitim-Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik ve KESK İstanbul Şubeler Platformu saat 13.30'da bir basın açıklaması yaptı. İşten atılmalar yasaklansın, taşerona, güvencesizliğe hayır, Türkan Albayrak yalnız değildir, dövizleri ve sloganlarıyla… Taşeronluk sistemi çalışanlar için kölelik sistemi olduğu, gün geçtikçe güvencesiz çalışanların arttığını içeren bir basın açıklaması yaptılar ve direniş çadırına desteklerinin süreceğini söylediler.

Avukatımı görüşmeye kabul etmeyen başhekim, benimle görüşürmüş. Randevu talep edeceğim, kabul edilir mi bakacağız.



Direnişin 69. günü de bitti, kalabalık, çok güzeldi. Paşabahçe Devlet Hastanesi bahçesi her gün direniş çadırı sayesinde bayram yeri ve işçilerin bayram yeri olmaya hızla ilerliyor.


--
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak



0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com

6 Eylül 2010 Pazartesi

AKŞAM GAZETESİ YAZARI ÖZLEM ÇELİKİN KÖŞE YAZISI

Özlem Çelik
ozlem.celik@aksam.com.tr

akşam gazetesi yazarı özlem çelik köşesinde
türkan albayrakın direnişine dair şöyle dedi

"Bir kadının direnişi
Türkan Albayrak...
Beykoz-Paşabahçe Devlet Hastanesi'nin önünde çadır kurdu, 
58 gündür o çadırda yatıp kalkıyor.
Taşeron bir firmada temizlik işçisiydi, sendikalı olmak istedi.
İşveren, asgari ücretle çalıştırdığı, kendi deyimiyle 'ücretli köle olan' Türkan Albayrak'ı işten attı.
Çadırını yıkıldı, tartaklandı, tehdit edildi. Yılmadı...



***

Daha önce Türk Telekom'dan da 'sendikal faaliyetlerde bulunduğu' gerekçesiyle atılmış, mahkeme kararıyla işe dönmüştü.
Yine dava açtı.
İlk duruşması 6 Ekim'de... 
Mahkeme sonuçlanana kadar evine ekmek götüremeyecek.



***

Her çarşamba oturma eylemi yapıyor Türkan Albayrak ve ona destek verenler...

Sohbet ederken Saadet Partisi Beykoz İlçe Başkan Yardımcısı Mehmet Demirtaş geldi.  

Salı günü de DİSK Başkanlar Kurulu ziyaretine gidecek.
Kalemi kuvvetli bir kadın var karşımda, 'okumayı severim, çok okurum' diyor. Öyle güzel yazıyor ki, günlüklerini 'pasabahcedirenisi.blogspot.com' da yayımlıyor. 'İnternetten anlamam' diyor gülerek. 'Yazıyorum, gençler internete giriyor...' 



***

Asgari ücretli bir işçinin anayasal hakkını kullanmak istediği için işsiz kaldığı bir ülkede yaşıyoruz. AK Parti ne diyor referandum afişlerinde, 
'Birden Fazla Sendikaya Üye Olma Özgürlüğüne EVET',
'Kadına Pozitif Ayrımcılığa EVET'...



***

Türkan Albayrak'ı 'münferit hadise' diye görmezden gelecek olan siyasetçilere Meclis'e bakmalarını öneririm...
Meclis'in temizlik işçileri de taşeron firma elemanı.
Sorun bakalım kaçı sendikalı?..."