1 Kasım 2010 Pazartesi

DOST BEYKOZ GAZETESİ'NE PROVOKATİF HABER YAPMAKTAN VAZGEÇİN


DOST BEYKOZ GAZETESİ'NE
PROVOKATİF HABER YAPMAKTAN VAZGEÇİN

Daha önce gazetenizde direnişimle ilgili olarak  “Türkan Albayrak istismar aracı oldu” başlıklı bir haber yayınlamıştınız. Bu haberle ilgili direnişimin başından beri yanımda olan Devrimci İşçi Hareketi bir açıklama yayınlayarak  “Dost Beykoz Gazetesi Kimin Dostu” başlıklı bir açıklama yayınlamıştı. Açıklamada “Türkan Albayrak'ın haksız yere işten atıldığı için desteklerini sunan, direnişi sahiplenen, demokratik kitle örgütleri, sendika ve aydın ve sanatçıların bu tavrı yapılması gereken bir sorumluluktur. Yani normal olan budur. Bunun istismar aracı yapıldığını ileri sürmek ise provakatif bir tutumdur.” denilerek “TEKEL işçilerinin, İSKİ işçilerinin, İtfaiye işçilerinin, Remaks işçilerinin, direnen tüm işçilerin olduğu gibi Türkan Albayrak'ın kavgaları haklıdır, meşrudur. Bu direnişler iş ve ekmek kavgası olduğu kadar emperyalist politikalara karşı olması yanıyla da ideolojiktir, siyasidir.” denilmiştir. Bu açıklamanın üzerine gazetenizde “Devrimci işçi Hareketi kabul etti bu kavgalar ideolojiktir siyasidir" diyerek daha önce yaptığınız gibi direnişime yönelik provakatif haberler yapmaya devam ettiniz.

Başhekim, Taşeron Şirket, Polis, Zabıta, Hakim ve AKP hepsi bana karşı birleşmiş durumda. Peki  kim bunlar? Kimi temsil ediyorlar?  Hepsi de ezenleri temsil ediyorlar. Onları ne bir araya getiriyor. Sınıfsal çıkarları bir araya getiriyor. Sınıflarının çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. Biri işten atıyor. Diğeri sömürüsü için işçisine yapmadığını bıkarmıyor. Diğeri yasalarıyla tüm patronlara hizmet ediyor. Polisi zabıtası ise direnenlerin karşısına dikiliyor. İktidarlar ise patronlar için varlar.

Direnişimle işçileri emekçileri temsil ediyorum. Yani ezilenleri. Bizi bir araya getiren açılığımız, yoksulluğumuzdur. Bizi bir araya getiren kendi sınıfımızın çıkarlarıdır.

Özcesi ezenler karşımda ezilenler ise yanımdadır. işte siz bundan rahatsızsınız. Bana karşı birleşenlerden değil direnişime destek verenlerden rahatsızsınız. Bu yüzden de gerçekleri yansıtan haberler değil provokatif haberler yapıyorsunuz.

Bundan vazgeçin.

Türkan Albayrak
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi



DİRENİŞ GÜNLÜKLERİNDEN


 
DİRENİŞİN 109. GÜNÜ – 26 Ekim 2010
Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor.
İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye tereddüt ediyormuş. Buraya gelince, sıcaklığı görünce, neden önce gelmedim diye düşünmüştür. Arkeolojiden konuştuk, insanlığın gelişimini konuştuk. İstanbul metrosu sırasındaki arkeoloji çalışmasına katılmış.
Etiler’den iki kadın ziyaretçim vardı. CHP’li bu kadınlar, hala partilerinin bu olayla ilgilenmemesine şaşırıyorlar. Bana küpe hediye getirmişler, zaferden sonra takmam için.
Nuray Mert’i aradım. Açlık grevine başlayacağımı ona haber verdim. O taa başından beri bu direnişten desteğini esirgememiştir. Açlık grevine karşı olduğunu ama kararıma saygı duyduğunu söyledi. Cüneyt Özdemir’i aramış. Programa çıkmam ve açlık grevini duyurmam için yardımcı oldu. Nuray Mert’e tekrar teşekkür ediyorum. Bizim Nuray Mert gibi aydınlara çok ihtiyacımız var.
Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.
Ece Temelkuran’ı da aradım, ulaşamadım. Diyarbakır’da program çekiyormuş. Onu da daha  önceden açlık grevinden haberdar etmek isterdim. O da bu direnişin her anında buradaydı ve bu direnişin sahiplenmesinde büyük katkısı vardır.
***
DİRENİŞİN 110. GÜNÜ – 27 Ekim 2010
Değişen bir şey yok.  Ziyaretçiler erkenden gelmeye başlıyor. Kadınlar geliyor daha fazla.
Maliyeden bir kadın, ÇYDD’den iki kadın, DİSK Kadın İşçi Komisyonu üyeleri Nebile Irmak, Türkan Alaldı, Rahime İldemir, Mürüvvet Aral, Murat Güleş, Nilgün Soysal, Gönül Günyek ve Beykozlu kadınlar geldi.
Her Çarşamba yapılan oturma eylemine Devrimci İşçi Hareketi, DİSK’li Kadınlar, Emekli-Sen, Halkevi, Halk Cephesi, İdil Kültür Merkezi katıldı.
Gelenler açlık grevini duyunca soruyor, nedenini anlatıyorum. Başka bir yol kalmadı, diyorum. Anlamıyor çoğu. Ben başlarken bu direnişe her şeyi göze almıştım. Saldırılar da yaralanabilir, ölebilirdim diyorum. Anlatamamışım herkese demek ki ne kadar kararlı olduğumu.
Ailemin tepkilerini soruyorlar. Benim ailem, benim kararlılığımı bilir. Vazgeçirmeye kalkışmaz, bilirler vazgeçmeyeceğimi.
İlk hatırladığım eylemim, 11 yaşımda anneme karşı yapılmıştır. Kümesimizden kestiği tavuğun butlarını babam ve erkek kardeşime vermiş, ben de geri kalan tavuğu yemeyi reddetmiştim. Annem yeni bir tavuk kesinceye kadar yemek yememiştim.
Beş yıl boyunca inatla Sarıyer’den Beykoz’a 585 liralık işi için gelen bir kadının, bu direnişten kazanıncaya kadar vazgeçmeyeceğini hastane idarecileri çok iyi bilirler.
***
28.10.2010
DİRENİŞİN 111. GÜNÜ – 28 Ekim 2010
Bir değişiklik yok. Direnişe devam. Yağmur bugün de hiç durmadı. Yağmurun altında arkadaşlar çadıra bir oda daha yaptılar. Sırılsıklam oldular. Hasta olmazlar umarım. Ne kadar ek yapsak sığmıyoruz. Bütün park bizim olsa yine yetmez.
NTV ve Kanal B röportaj yapmaya geldi. Onlardan sonra Yön Radyo geldi röportaja.
Saat 14:00’de Eğitim-Sen 6 No’lu Şube geldi. Ziyarete, açlık grevi başladıktan sonra daha programlı destek vereceklerini, nöbete geleceklerini söylediler. Tabip Odası’yla görüşüp doktor ve hemşire yönlendirmesi için konuşacaklarını söylediler.
Akşamdan bu yana 85 mesaj geldi. Telefonuma edilen telefonlar aynı. Arayanlar, mesaj çekmeler, ziyaretime gelenler direncime direnç katıyor.
Beni “açlık grevine başlama” diye arayanlar, beni aramak yerine, beni işe geri alması gerekenleri ikna etmeli.
***

DİRENİŞİN 112. GÜNÜ – AÇLIK GREVİ’NİN 1. GÜNÜ (29 Ekim 2010)
Değişen bir şey yok. Eylemin şeklindeki değişiklikten başka.
Bugün, açlık grevine saat 14:00’deki basın açıklamamdan sonra başladım.
Basın açıklaması kalabalıktı. Emekli-Sen ve İvme Dergisi, Paşabahçe Meydanı’ndan yürüyerek geldi direniş çadırına. Paşabahçe sokakları yıllar sonra bu direnişle, işçilerin slogan seslerini ve ayak seslerini dinliyor. Basın açıklamasına sanatçı Nedim Saban, ÇHD, Devrimci İşçi Hareketi, Eğitim-Sen1-2 No’lu Şubeler, EHP, Emekli-Sen İstanbul Şubeleri, Genel-İş Sendikası, Halk Cephesi, HSGGP, İvme dergisi, Kamu Emekçileri Cephesi, ÖDP, TAYAD, Tekel İşçileri, Tüm Bel-Sen İstanbul 1 No’lu Şube, Kadıköy, Şişli, Beykoz Belediyesi işçileri katıldı.
Gün boyu TV kanallarının röportajları vardı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
Kadıköy’deki fener alayından sonra direniş çadırımıza geldi. Kılıçdaroğlu, bu direnişi meclise taşıyacağını ve Türk-İş’e gidip bu hafta görüşeceğini söyledi. Direnişe, işe geri dönünceye kadar devam etmemi, CHP’nin direnişin takipçisi olacağını söyledi. İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek de direnişin bundan sonra takipçisi olacağını söyledi.
Altı kişi destek açlık grevine başladı. İlk gün; eşim, TAYAD, Devrimci İşçi Hareketi, Gençlik Federasyonu, Sarıgazi Özgürlükler Derneği’nden birer kişi, Paşabahçeli bir bayan destekçi Teslime katıldı. Ayrıca Bursa Kamu Emekçileri Cephesi üyesi 6 kişi geldi. İçlerinden İngilizce öğretmeni bir kişi de destek için gece nöbete kaldı.

KILIÇDAROĞLU HABERİNİ İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKE LİNGİ TIKLAYINIZ
http://www.haberler.com/kilicdaroglu-aclik-grevindeki-turkan-albayrak-i-2344141-haberi/
***
DİRENİŞİN 113. GÜNÜ- AÇLIK GREVİ’NİN 2. GÜNÜ (30 Ekim 2010)
Direnişe, Açlık Grevi’ne devam. Bir değişiklik yok. Hastane bahçesi destek için gelenlerle dolup taşıyor.
BDP Beykoz İlçe Örgütü geldi ziyarete. İlçe binalarına saldırı olmuş. 29 Ekim’de bunun için basın açıklaması yapmışlar. Oradan direniş çadırına ziyarete gelmişler.
Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı ve basın müdürü ziyarete geldi. Başkan Mustafa Sarıgül göndermiş. İhtiyaçlarımızı belirlemeye gelmişler.
Marmara Üniversitesi’nde taşeronda çalışan temizlik işçileri geldi ziyarete. 28 Ekim’de işten atılmış üç kadın işçi onlar. “Biz ne yapalım Türkan Abla” diyorlar. Pazartesi rektörle bir görüşme yapacaklarmış. İşe geri alınmazlarsa tekrar görüşecekler. Taşeronda güvencesiz çalışmaya, işten atılmaların önüne, direnerek, direnişleri çoğaltarak engel olabiliriz.
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak

0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com

Ana sayfa


30 Ekim 2010 Cumartesi

VİDEO HABER: "ONURUM İÇİN AÇLIK GREVİNE BAŞLADIM!"

VİDEO HABER: "ONURUM İÇİN AÇLIK GREVİNE BAŞLADIM!"

100’ü aşkın gündür Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde çadırda direnişte olan Türkan Albayrak işinin ve onurunun teslim edilmesi için açlık grevine başladı.
29 Ekim günü başlayan açlık grevi öncesi de bir eylem yapıldı.
Eylemden önce TEKEL işçileri, Emekli-Sen üyeleri, İvme dergisinden mühendisler “Türkan Albayrak Yalnız Değildir”, “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız” sloganlarıyla Paşabahçe Durağı’ndan direniş alanına kadar yürüdüler.
Hastane önünde toplanan 100’ü aşkın kişi “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “Direne Direne Kazanacağız”, “İşten Atılmalara Son” sloganlarını atarken “Ekmeğim Onurumdur! İşsizlik Onursuzluğa İtilmektir! Onurum İçin Açlık Grevindeyim- Türkan Albayrak” yazılı pankart açıldı.
Devrimci İşçi Hareketi, Halk Cephesi, İvme dergis, Genel İş Avrupa Bölge Başkanı, EHP, TAYAD, ÇHD, HSGGP, Emekli Sen, Eğitim Sen1-2 nolu şubeleri, Tüm Bel Sen ve TEKEL işçilerinin katıldığı eyelemde basına bir açıklama yapan Türkan Albayrak “Biz şimdiye kadar çalmadık, çırpmadık. Sadece emeğimizle yaşadık. İşsiz bırakılan insan, emeğinden, onurundan yoksun bırakılmış demektir. İşsiz insan, çocuklarına yemek yapamaz, onları okutamaz. İşsiz bırakarak benim annelik hakkımı bile elimden alıyorlar. Annelik hakkım için açlık grevindeyim. Kardeşler! Halkım! İşimi, emeğimi, onurumu geri istiyorum. Kazanıncaya kadar açlık grevindeyim” diye konuştu.
Okunan açıklamadan sonra TEKEL işçileri, Emekli Sen, İvme dergisi temsilcileri ve tiyatrocu Nedim Saban konuşma yaparak Türkan Albayrak’ın yanında olduklarını ve direnerek kazanacaklarını belirttiler.
Açlık grevine Türkan Albayrak’ın eşi ve dostları da destek için katılırken eylem “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganlarıyla sona erdi.

  VİDEO İZLE: 

  1. AÇLIK GREVİNE BAŞLADIĞINI DUYURDUĞU BASIN AÇIKLAMASI:
http://www.dailymotion.com/video/xfgcm7_turkan-albayrak-aclyk-grevine-baylady_news  


  2. HABER TÜRK'TE YAYINLANAN HABER:

http://www.halkinsesi.tv/index.php/haberler/748-tuerkan-albayrak-aclk-grevine-balad.html
 
Bağlanmak için:
1) "http:.." diye başlayan yazıya fareyi getirip sağ tuşa tıklayınız. Açılan pencerede "yeni sekmede aç"ı tıkladığınızda habere başka bir sayfada bağlanacaksınız.
  veya: 

      2) "http:.." diye başlayan yazıya fareyi getirip bir kez tıkladığınızda bağlantı gerçekleşecektir. Tekrar blog sayfasına dönmek için "GERİ" ye tıklamalısınız!.

27 Ekim 2010 Çarşamba

BAŞKA ÇAREM KALMAMIŞTIR! EMEĞİM ONURUMDUR, ONURUM İÇİN AÇLIK GREVİNE BAŞLIYORUM!

BEN TÜRKAN ALBAYRAK BAŞKA ÇAREM KALMAMIŞTIR! EMEĞİM ONURUMDUR, ONURUM İÇİN AÇLIK GREVİNE BAŞLIYORUM!
Emekçi kardeşlerim! Halkım! Emeğimizi, ekmeğimizi elimiz­den alıp bizi onursuzlaştırmak istiyorlar. Birleşerek, direnerek BU KUŞATMAYI YARMALIYIZl
İşten atıldım. 100'ü aşkın gündür, işten atıldığım Paşabahçe Devlet Hastanesi bahçesindeki çadırda direnişteyim. Evimi ter- kedip, gece-gündüz demeden sesimi duyurmak için orada otur­ma eylemi gerçekleştirdim. Sesimi duymazdan geldiler. İşçi kardeşlerim, yoksul halkım destek verdi, işime geri alınmam için yürüyüşler yapıldı, binlerce dilekçe verildi. Talebim kabul edilmedi.
Mevcut direnişimle sonuç alamadım. Haklı, demokratik, meş­ru talebim karşılanmadı.
Benim tankım-topum yok.
Benim yasa çıkarma, karar verme gücüm yok.
Kendime ait bir bedenim ve bir iradem var.
İşte ben de bedenimi mücadele silahım yapıp, AÇLIK GREVİ­NE başlıyorum.
Bedenimden başka bir silahım olmadığı için.
Bir kadın olarak, bir anne olarak, bir işçi olarak emeğim onu­rumdur. Onurum için direniyorum.
Bu hayatta sahip olduğum tek şey, emeğimdir.
Emeğimi elimden alarak beni işsizliğe, açlığa mahkum ediyor-
Hırsızlık mı yapayım? Dolandırıcılık mı yapayım?
Bir insanı aç bırakmak, onursuzluğa, yozlaşmaya mahkum et­mektir.
Aç, işsiz bırakılan insan, direnemezse, açlık her şeyin önüne geçer.
Ben onursuzluğu, yozlaşmayı reddediyorum.
Emeğimle çalışmak ve emeğimin karşılığıyla yaşamak istiyo­rum.
Dünyadaki benim bildiğim en kutsal şeydir emek.
Ve benim sahip olduğum tek şeydir.
Onu korumak için herşeyi yaparım.
Emeğimi, onurumu korumak için AÇLIK GREVİNE başlıyo­rum.
Biz, şimdiye kadar çalmadık, çırpmadık. Sadece emeğimizle yaşadık.
İşsiz bırakılan insan, emeğinden, onurundan yoksun bırakıl­mış demektir.
İşsiz insan, çocuklarına yemek yapamaz, onları okutamaz. İş­siz bırakarak benim ANNELİK HAKKIMI bile elimden alıyorlar.
Annelik hakkım için AÇLIK GREVİNDEYİM.
İşimi, emeğimi, onurumu geri istiyorum.
Kazanıncaya kadar AÇLIK GREVİNDEYİM.
Savunduğum tüm emekçilerin, tüm yoksulların onurudur.
Onurumuz için, hepinizi mütevazi direnişimi desteklemeye çağırıyorum.

26 Ekim 2010 Salı

DİRENİSİN 108. GÜNÜ

Direnişin 108. Günü…

Bir değişiklik yok. Yapılabilecek her şeyi yaptık işe geri dönebilmem için. Yönetenlerin gözleri kör, kulakları sağır. Umursamıyorlar çadırda yaşamamı, umursamıyorlar çocuklarımdan, ailemden ayrı kalmamı. İşten atarak; açlığa ve yoksulluğa ittiği insanlardan yalnızca biriyim ben. “Oturur oturur gider” diyorlar. “Mahkeme, bir yıldan fazla sürer. O zamana kadar ondan sorumlu olan şirket ya gider hastaneden ya da adını değiştirir” diyorlar. Yoğ, çok kalmaya niyetim yok buralarda. Sizin istediğiniz gibi bedenimi açlığa yatırıyorum. Cuma günü açlık grevine başlıyorum. Başka yol bırakmadınız bana. Ben sadakayla karnımı doyuramam, ben çocuklarıma çalarak çırparak ekmek getiremem. Ben onurumla çalışır, onurumla yaşarım. Bunu siz hastane idarecileri çok iyi bilirsiniz. Beni iyi tanırsınız.

108. gün partilerin ziyaret günüydü. Öğleden önce ÖDP Ataşehir İlçe Örgütü geldi. Çoğu kadındı gelenlerin. “Biz yapabilir miydik bu direnişi, büyük cesaret”, dediler.

CHP Pendik İlçe Teşkilatı geldi. Saat 17:00’de. Ne yazık... Daha Beykoz İlçe Teşkilatı gelmeden onlar geldi. Kadınları yine cesaretimi övdüler. Bu, cesaret değil, yapılması gereken. Ben bu halk için görevimi yapıyorum, diğerleri de üstüne düşeni yapmalı.

Öğlen, şair Rahime Henden geldi ziyarete. İki şiirini okudu bize, iki de şiir kitabı hediye etti. Yüreğimin Yongası ve İsyan Günlüğü.

Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Onur Bayramoğlu’nun bir mesajı vardı.
“Ben Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Onur Bayramoğlu. Haklı direnişinizi gönülden destekliyorum. Umutsuzlara umutsunuz. Tebrikler...”

İzmir'den Alev'den gelen mesaj:
“Faşizan baskıları kınıyor, haklı mücadelenizde size sabır diliyorum.”

Edirne'den Samet Koyuncu:
“100 günü aşkın süredir vermiş olduğunuz üstün direnişten dolayı sizi kutluyoruz ve bu mücadelenizde her zaman yanınızdayız.”

İsviçre'den Önder Aklaya:
“Dünyanın dört bir yanında olmasa da bir çok yerde ilk çalışma günü, Pazartesi. Bugün izinliyim. Dışarıda soğuk bir hava... Sıcak bir çay alıyorum. Biraz internette haberlere bakıyorum. Sıcak çay bile ısıtmıyor içimi. Sonra sizi görüyorum haberlerde. Türkan Albayrak, direniş çadırını soğuk kış aylarına hazırlıyor. Garip bir sessizlik bende...
Artık üşümüyorum. Aksine çok daha sıcak. Çıkıyorum balkona ve size yazmaya başlıyorum. Sizce bu ne olabilir ki... Türkan Hanım, neyin çekim gücü bu kadar kuvvetli hissedilir. Çok fazla geçmeden bu sorunun cevabı dilime takılıyor. EMEĞİN olsa gerek, diye düşünüyorum. Çekim gücünüz o kadar kuvvetli ve sıcak. Çok uzaklardan hissediyor ve azminizi kutluyorum. Sanki bir an dahi olsa yanı başınızda bitiverdim. Öyle hissettirdiniz bana. Şimdi resimlerinize bakarken, sizin için ne yapsam diye düşünüyorum. Aklıma geldi. Şimdi size ulaşabileceğim bir adres gerekli ve onu aramaya gidiyorum. Size çikolata göndereceğim. Belki siz de yerken bir nebze de olsa gülümsersiniz.
Saygı ve Selamlar...”

Ankara'dan makine mühendisi Baran Çekin:
“Türkan Abla, selamlar. 106 gün hepimizin evi orası artık. Annem senin için; “kardeşim napıyormuş açsana interneti” diyor artık ablam. Sesim sesine güç versin.”

--
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak

0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com

25 Ekim 2010 Pazartesi

DİRENİŞİN 107. GÜNÜ

                                                                                                                                                   24.10.2010
                    DİRENİŞİN 107. GÜNÜ
      Ekim ayı için güneşli bir sabah. Yeni bildirilerin dağıtılmasına başlandı. Bugün Kanlıca ,Soğuksu,İncirkköy,Çiğdem Mahallesi ve Tepeüstü'ne gidildi. TAYAD'lıların yarın Ankara'da ki mahkemelerine gidecek olan Paşabahçeliler biz yola gideceğiz demeden bildiri dağıtımına çıktılar. Burada ki görevlerini yapıp Ankara yoluna düştüler.
     Ece Temelkuran söz verdiği gibi direnişin100. Gününde yaptığı çekimi ve röportajı yayınlamış. İzleyenler'' Direnişin 100. gününü çok iyi anlatmış '',dediler. Ben izleyemiyorum ama etkisini ziyaretçilerden ve gelen telefonlardan anladım. Medya etkili bir araç.
     Gün boyu yazdan kalan bir güneşin tadını çıkardım. Gelen ziyaretçilerle de direniş çadırı hakkında sohbetler ettik.


--
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak

0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com

DİRENİŞİN 106. GÜNÜNDEYİM, DİRENMEYE DEVAM EDİYORUM.

Direnişin 106. günü

Bir değişiklik yok direnişte. 106 gündür çadırda uyanıyorum… 106 gündür çalışmıyorum… 106 gündür evime gitmiyorum… 106 gündür direniyorum, evime, işi olan bir kadın olarak dönmek için...

Emekli-Sen'in, Kristal-İş Sendikası’nda semineri var bugün, ona uğradım kısa bir süreliğine. Sağlıktaki dönüşümün emekliye etkisini anlatıyordu Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Üyesi Osman Öztürk...

Akşam Tekel işçilerinin mitingine katıldım. Şişli Camii’nden başladık meşaleli yürüyüşe. Cadde boyunca izleyici şeklinde halk eşlik etti, işyerlerinin önünden geçerken daha yüksekten attık sloganlarımızı. Özellikle Cevahir Alışveriş Merkezi’nin önünden geçerken orada çalışanlar, oranın tüm ihtişamına karşın çoğu asgari ücretle güvencesiz çalışanlar. Yolun bir şeridini kapatarak yürüdük Mecidiyeköy’ün en kalabalık olduğu saatte. İçimden şu geçti: yol boyunca kaldırımdan yürüyenler de, otobüslerin içindekiler de inerek katılsalar bu yürüyüşe. Bu yürüyüşün yalnız Tekel işçileri için olmadığını, tüm çalışanlar için olduğunu anlatabilsek, katabilsek onları… Yürüyüş AKP'nin önüne dek sürdü. Tıpkı Tek Gıda-İş önü gibi orada da polis barikatı vardı. Direnişteki işçiler önce küçük bir açıklama yaptı. Daha sonra da Tekel işçileri basın açıklamalarını yaptı. Onlar 4. Levent’teki çadırlarına döndüler, ben de Paşabahçe’deki çadırıma döndüm…
--
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak
0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com