Mehmet Bekaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Bekaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Eylül 2010 Cumartesi
24 Eylül 2010 Cuma
DİRENİŞİN 75.GÜNÜ...
Değişen bir şey yok. Ben yine çadırda uyandım. Yalnız gün sayısı fark ediyor. Bir de Çarşamba oturma eylemi günü olması.
Söz verdiği gibi geldi Mehmet Bekaroğlu. Duyarlılığı anlamlı benim için. Ne yapılabilir diye kafa yorması, öneriler getirmesi, taşeronluk sistemine “köle sistemi” demesi diğerlerinden farkını gösteriyor. Haftaya yapılacak olan eyleme kendi çevresini de katacağını ve kamuoyunu daha fazla hareket ettirmek için çaba sarf edeceğini söyledi.
Söz verdiği gibi gelenlerden Nedim Saban da vardı. Oturma eylemi sırasında geldi ve bizimle birlikte oturdu. Sanatçıları bu direnişe destek olmaları ile ilgili ikna edeceğini özellikle Rutkay Aziz ve Genco Erkal ile görüşeceğini söyledi. Sanatçıların işçi sınıfının yanında olduğunu söyledi.
Kim gelirse gelsin, sanatçıya gösterilen ilgi kimseye gösterilmiyor bu ülkede. Burada da öyle oldu. “Dr. Stres geldi” diye buradaki halk konuşuyordu.
Oturma eylemi bugün diğerlerine göre daha kalabalıktı. Katılım fazlaydı. Beykoz Halkevi Başkanı geldi.
Saat 14. 00’de Mücadele Birliği ziyarete geldi. Direnişe ziyarete geç kaldıklarını, bundan sonra yapılacak olan eylemlere ve basın açıklamalarına katılacaklarını söylediler.
Bugün Ayşenur Bahçekapılı’yı aradım. Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi olduğunu biliyordum. Değilmiş. Yardımını istedim, durumu anlattım. Sendikadan dolayı işçi atılmazmış; “bu konuda yalan söylemeyin” dedi. Biraz daha ısrar edince de “yargı süreci devam ediyor, onun sonucunu bekleyin” dedi. Bu, bizim milletvekilimiz. Bu, İnsan Hakları Komisyonu üyeliği yapmış, başka bir şey söylemiyorum.
Canım sıkıldı. Neden aradım ki o nu? Kimi kime şikayet ediyorsun? Suudi Arabistan’dan bir işçi arıyor beni; bu direnişin orada çalışan işçilere de moral verdiğini, söylüyor. Daha kapatır kapatmaz Ankara’dan arıyor bir işçi, soruyor hiç tanımadığı bana: “Yağmur yağıyor, ne yapıyorsun? Seni düşündük işçi arkadaşlar olarak.” diyor. Bir milletvekili de, bu sıralarda bana, “Ben bir şey yapamam.” diyor.
Hakkari Devrimci Sağlık-İş yönetimi arıyor, durumumu soruyor. Beni düşünmesi gereken düşünüyor zaten milletvekili, sana gerek yok.
Direniş çadırında yine akşam oldu. Hava soğuk, oturmakta zorlanıyorum. Erken de yatmak
istemiyorum, geceler uzamaya başladı. Hastane bahçesinde oturanlar azalıyor…
--
Türkan Albayrak
0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com
DİRENİŞİN 73. GÜNÜ...
Direnişin 73. günü. Bugün de çadırda uyandım. Ben hep çadırda mı yaşıyordum daha önce, bir evim var mıydı? Herhalde yavaş yavaş unutmaya başlıyorum, çadırdan önce nasıl yaşardım.
Sabah telefon edeceğim kişileri aradım. Çarşamba günü Nedim SABAN ve Mehmet BEKAROĞLU gelecek oturma eylemine. Her hafta katılım daha fazla olmalı. Elimdeki kitabı bitirdim, bir de mektup yazdım, Hacı DEMİR’e. Cumartesi almıştım mektubunu. 13 Ağustos’ta yazmış. Benim 25 Temmuz’da yazdığım mektubum 11 Ağustos’ta eline geçmiş. Şöyle demiş bu olaya “Sanırsın posta hizmetleri deve kervanıyla yapılmaktadır.” Bu mektup ne zaman ulaşır eline bilemiyorum. Deve kervanı yerine posta güvercini mi kullansak?”
Nasıl kalabalık hastane bahçesi. İğne atsan yere düşmez. Bütün Beykoz pazara inmiş. Hava da güzel. Şöyle soluklanalım, doktorla da işimizi görelim, hasta ziyaretimizi de yapıp direniş çadırına da uğrayalım demişlerdir diye düşündüm.
73. gün bitiyor. Oğlumu aradım, okula başlamış bugün. Üzülmeme gerek yokmuş, o gayet keyifli. Yoksa benim üzüldüğüm, onların bana ihtiyacı olmadan yaşamayı öğrenmeleri mi diye düşünüyorum. Bu gün güzel geçti.
--
Türkan Albayrak
0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)