destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2010 Cuma
27 Ağustos 2010 Cuma
TÜRKAN ALBAYRAK DİRENE DİREN KAZANACAK
DiRENiŞiN 48. GÜNÜ
Bir değişiklik yok direnişe devam. Sabahların bir farkı yok. İşe gelenleri izliyorum. Dostların gözlerinde sevgi, düşmanlarınkinde kin. Uyanır uyanmaz sana kinli gözlerle bakanları bilir, bu yazıyı okuyanların çoğu. Sen de bakarsın öfkeyle. Elin kolun bağlıdır. Sana kalan direnç göstermektir.
Biz bize geçirdiğimiz bir gün, bugün. Hapishaneye iki mektup yazıp gönderdim. Büyük keyif aldığım mektuplar onlar. Hem okumayı hem de yazmayı sevdiğim...
Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu'ndan Mesihe aradı, toplantıyı benim olduğum yerde yapmak istemişler. Yol sorunu nedeniyle gerçekleşememiş. Buradaki direnişe ne katkı sunabiliriz, sizin öneriniz nedir, diye sordu. Daha önce neler yapılabileceği ile ilgili konuşmuştuk Mesihe'yle. Toplu ziyaret, bildiri dağıtmak, sendikaları harekete geçirmek gibi konulardı bunlar.
Nuray Mert'i ve Ece Temelkuran'ı aradım. Her hafta yapılan oturma eyleminden haberdar ettim. Önümüzdeki Çarşamba geleceklerini söylediler. Bu beni çok sevindirdi.
Gün bitiyor. Herkes evine dönüyor. Kadınlar evde yapacakları işleri, yemeği planlıyor. Erkekler izleyecekleri Avrupa Kupası maçlarını. Bu akşam epeyce boş park, acil servis, direniş çadırı. Maç olayı her şeyi etkileyebiliyor bu ülkede. Gelen hastalar bile azalabiliyor. Acaba erkekler şöyle mi diyor, hasta olan anne, baba, eş ve çocuklarına: Durun sabredin biraz, maç bitsin öyle götürecem sizi doktora. Sakın ölmeyin sabredin.
Maç akşamları için başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Maçların ne kadar önemli bir faktör olduğu hastane bahçesinden çok iyi gözlemleniyor.
DİRENİŞİN 47. GÜNÜ
Direniş 47.günü beşte uyandım,üşümüşüm.Üstüme çok fazla ağırlık yapıyo diye fazla örtmüyorum ve üşüyorum,uykumu alamadım başım ağrıyor.Sabah yediğim peynir dokundu galiba miğdemde bulanıyor.Abur cubur yememeliyim miğde fesatına uğrayacağım.Ağzımın tadı yok çayı bile isteyerek içemiyorum.Hasta olmak beni bugünlerde çok korkutuyo.Direnişe zarar verir diye
Kendime iyi bakmaya çalışıyorum birde siğarayı bıraksam.
Bugün çarşamba her hafta yapılacak olan oturma eyleminin günü Sabah saatlerinde gelmeye başladı polisler.Eylemcilerden önce doldurdular hastane bahçesini bizden fazlaydılar yine.Nedir onları korkutan geçen haftaki gibiydi eylem tepkiyi suskunlukla dövizlerle oturarak gösterdik.
Sessiz olması eylemin hastane koşullarına saygıdan.;Aynı saygıyı emniyet göstermiyor.Kalabalığını
yığarak hasta ve hasta yakınlarını tedirgin ediyor.Bizleri halka saldıracak insanlar olarak göstermeye çalışıyorlar (benim düşüncem bu)
Sürekli mesajlar geliyor ama bugünkü değişik ilk defa bir spor klübünün taraftarları mesaj gönderiyor.Buca sporlu taraftarlar
Aliağadan aradılar oradaki belediye taşeron işçileride başlıyacakmış direnişe,bana başarılar dilediler bende onlara başarılar diliyorum.
Hayat tv ekmek ve gül programı için röportaja gelmişti.Sürekli geliyorlar hayat tv ve evrensel.Direnişin başlangıcından buyana haberleriyle destek veriyolar direnişe
Direnişte bugünüde bitirdik.Her geçen gün birazdaha kök salmak oluyor.Her geçen gün beni zafer için umutlandırıyor.Her geçen gün benim ve işçilerin haklı talepleri için zafer oluyor.
DİRENİŞİN 46. GÜNÜ
Bu sabah da sakin bir gün. Sabahları serin İstanbul. Artık böyle olur; gündüz sıcak, gece serin. Sonbahar geliyor yavaş yavaş.
Sabah ilk ziyaretçim, yeni tayini çıkmış bir matematik öğretmeniydi. Sultanbeyli'den gelmiş. Kendi istemiş tayinini. Oranın gericiliğinden kaçmış, burası çok ilerici gibi. Erzurumlu. Biraz memleketinden, biraz ülkemizden, olması gerekenlerden konuştuk. Sabah yedide gelmesi ilginçti. Meğer arabasını satılığa çıkarmış. Üzerine yazı yazıp müşteri çıksın diye hastane bahçesine koymuş. O yüzden erken gelmiş.
Öğlene doğru eşim geldi. Arkadaşlar da geldiler. Çadırın etrafı kalabalıklaşınca banyo yapmamaya gittim. Banyo yapmak bile merasim benim için. Banyo için bir kilometre yürüyorum. Nihayet, banyoya ulaşıyorum. Tuvalette öyle bir sorun yok ama banyoya epey bir adım var. Bir daha adımlarımı sayacağım; kaç adımda gidiyorum. “Sen de çok şey istiyorsun. Tekel işçilerinin senin kadar lüksü yoktu.” diyebilirsiniz. Ama herkes yaşadığını bilir. Banyodan dönünceye kadar kirleniyorum zaten.
Biraz daha kalırsam su bağlatıp banyo-tuvalet yaparım bak. Belediye; elinizi çabuk tutun, benim işe geri dönmemde yardımcı olun. Elektriği de düşünüyorum almayı. Belki hastahane bahçesine kat çıkarım, hazır inşaatta var burda. İşe geri dönünce Sarıyer'e gidip gelmekten kurtulurum.
Elektrik şart. Buzdolabı lazım, aydınlatma, serin oluyor, ısıtıcı... ben hemen başlatayım bu elektrik bağlama işini. İş yoksa, devletin başka nimetlerinden yararlanmak lazım(!)
Akşam olunca, bizim masada, bilgisayar, satranç, kitap, gazete hepsi mevcut. Halkımız diyecek ki; “Bu adamlar kitap okuyor, satranç oynuyor. Boyasız basını okuyor. Yemek yapıyorlar. Çay demliyorlar. Ülkenin gündemini çok değişik anlatıyorlar. Birlikte gülüp, birlikte ağlıyorlar. Karşılıksız yardım ediyorlar. Herkesin yardımına koşuyorlar...” Biz burada örnek insanı gösteriyoruz. Çıkarsız birliktelik nasıl olur, onu öğretiyoruz.
Paşabahçe, fabrikalardan sonra bir canlılık yaşıyor. Küçük çapta da olsa, çok şeyler öğretecek bu direniş çadırı. Önce direnmeyi. Sonrası gelir...
Etiketler:
anadoludan telefonlar,
çadır,
destek,
Direniş,
direnişin 46.47.48. günü,
evrensel paşabahçe,
eylem,
hayat tv,
inanıyoruz,
kazanacaksın,
mesaj,
piramit,
sabah,
taşeron,
zafer
15 Ağustos 2010 Pazar
Direnmelisin Zeynel! 2010.08.14
13 Ağustos 2010, Direnişin 35.günü. Bir cuma başlamıştım direnişe, yine cuma. Bu sabah biraz fazla uyudum. Öyle sıcaktı ki akşam uyumakta zorlandım.
Emekli-Sen üyeleriyle sabahlamıştım.Hazır onlar burda çadırımı onlara emanet edip banyo yapmaya gittim. Geldiğimde eşim, oğlum gelmişti. Oğlumu her görüşümde ne kadar özlediğimi anlıyorum. Özellikle ona sarılıp öpmüyorum, eminim o da öyle. Her ikimiz de ağlarız, bundan korkuyoruz ve birbirimize sarılmıyoruz.
Direniş çadırları kurulmaya devam ediyor. Dün de tersane işçisi Zeynel Kızılaslan Tuzla Gemi Tersanesi önünde direnişe başlamış. Her gün ölümlerin olduğu, can güvenlikleri olmadan asgari ücretle çalıştırılıyor tersane işçileri. Onlar da madenciler gibi evlerinden çıkarken aileleriyle helaleşiyorlar. Nedir bu kapitalizmin hırsı? Nedir bu bizim çaresizliğimiz? Yaşamak için çalışmıyoruz, çalışmak için yaşıyoruz! Evimize ekmek götürebilmek için ölümü göze alıyoruz. İlkçağ insanı gibi. Yiyeceğini sağlamak için ilkçağ insanı vahşi hayvanlarla savaşır, şansı yaver giderse bu savaştan sağ çıkıp karnını doyurur ve barınırmış.Bizler ilkçağ insanı... Kapitalistleri de vahşi hayvanlara benzetiyorum. Biz hala yaşamak için savaş veriyoruz... Direnmelisin Zeynel, direnen kazanıyor!
Grup Yorum,İdil Kültür Merkezi ve şair Ruhan Mavruk buradaydılar bugün. Onları yanımda görmek benim için büyük bir mutluluk. 25 yıldır tüm baskılara rağmen Grup Yorum bu ülkenin çocuklarının acılarını, umutlarını, direnişlerini anlatan türkülerini yapıyor ve yapmaya da devam edecektir. Grup Yorum, Emekçi Halayı,Haklıyız Kazanacağız ve Grev Türkülerini söyledi. Ruhan Mavruk, Albartos şiirini okudu. Onları dinlemeye gelen doktorlar, hemşireler dinlemeye doyamadılar, tabii ki ben de...
Kadın Platformu üyeleri saat üçte geldi ziyarete. Buradaki durumla ilgili ve hastanede temizlik işçilerinin çalışma koşulları ve idarecilerin işçilere davranış şekliyle ilgili sohbet ettik. Birgün'de yazan Bilge Seçkin Çetinkaya bunları yazacağını ve beni işten atan taşeron firmayı ve hastane idarecilerini deşifre edeceğini söyledi.
Akşam oldu. Direniş çadırında 35.gecem olacak. Direniş ilk başladığı geceki gibi benim için. Kazanacağımız konusunda hiç bir şüphem yok! Bu çadır benim ve diğer taşeronda çalışan işçilerin kurtuluşu olacak.
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak
0530 777 68 79
13 Ağustos 2010, Direnişin 35.günü. Bir cuma başlamıştım direnişe, yine cuma. Bu sabah biraz fazla uyudum. Öyle sıcaktı ki akşam uyumakta zorlandım.
Emekli-Sen üyeleriyle sabahlamıştım.Hazır onlar burda çadırımı onlara emanet edip banyo yapmaya gittim. Geldiğimde eşim, oğlum gelmişti. Oğlumu her görüşümde ne kadar özlediğimi anlıyorum. Özellikle ona sarılıp öpmüyorum, eminim o da öyle. Her ikimiz de ağlarız, bundan korkuyoruz ve birbirimize sarılmıyoruz.
Direniş çadırları kurulmaya devam ediyor. Dün de tersane işçisi Zeynel Kızılaslan Tuzla Gemi Tersanesi önünde direnişe başlamış. Her gün ölümlerin olduğu, can güvenlikleri olmadan asgari ücretle çalıştırılıyor tersane işçileri. Onlar da madenciler gibi evlerinden çıkarken aileleriyle helaleşiyorlar. Nedir bu kapitalizmin hırsı? Nedir bu bizim çaresizliğimiz? Yaşamak için çalışmıyoruz, çalışmak için yaşıyoruz! Evimize ekmek götürebilmek için ölümü göze alıyoruz. İlkçağ insanı gibi. Yiyeceğini sağlamak için ilkçağ insanı vahşi hayvanlarla savaşır, şansı yaver giderse bu savaştan sağ çıkıp karnını doyurur ve barınırmış.Bizler ilkçağ insanı... Kapitalistleri de vahşi hayvanlara benzetiyorum. Biz hala yaşamak için savaş veriyoruz... Direnmelisin Zeynel, direnen kazanıyor!
Grup Yorum,İdil Kültür Merkezi ve şair Ruhan Mavruk buradaydılar bugün. Onları yanımda görmek benim için büyük bir mutluluk. 25 yıldır tüm baskılara rağmen Grup Yorum bu ülkenin çocuklarının acılarını, umutlarını, direnişlerini anlatan türkülerini yapıyor ve yapmaya da devam edecektir. Grup Yorum, Emekçi Halayı,Haklıyız Kazanacağız ve Grev Türkülerini söyledi. Ruhan Mavruk, Albartos şiirini okudu. Onları dinlemeye gelen doktorlar, hemşireler dinlemeye doyamadılar, tabii ki ben de...
Kadın Platformu üyeleri saat üçte geldi ziyarete. Buradaki durumla ilgili ve hastanede temizlik işçilerinin çalışma koşulları ve idarecilerin işçilere davranış şekliyle ilgili sohbet ettik. Birgün'de yazan Bilge Seçkin Çetinkaya bunları yazacağını ve beni işten atan taşeron firmayı ve hastane idarecilerini deşifre edeceğini söyledi.
Akşam oldu. Direniş çadırında 35.gecem olacak. Direniş ilk başladığı geceki gibi benim için. Kazanacağımız konusunda hiç bir şüphem yok! Bu çadır benim ve diğer taşeronda çalışan işçilerin kurtuluşu olacak.
Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak
0530 777 68 79
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





