gazete haberleri türkan albayrak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazete haberleri türkan albayrak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2010 Pazar

DİRENİŞİN 87. GÜNÜ



04.10.2010 -  PAZARTESİ
 
Yağmurlu bir gecenin sabahı, 12.30'da SES Genel Başkanı Bedriye YORGUN, İstanbul Şube Başkanı ve üyeleri geldi. SES Genel Başkanı; hastanelerde çalışma koşullarından, yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik yasalarının çalışanlar ve hastalar için getirdiği olumsuzluklardan, 2009'da yayınlanan bir kararnameyle hastanende iş yapan taşeron firmalara getirilen, çalışanı metrekareye göre belirlemek ve bu sayıyı aşılmayacağını ve çalışan iş ne olursa olsun, ne kadar ağır ve zor olsa da kişi sayısının artırılmayacağına ilişkin bir yasa olduğunu anlattı.

Benim çalıştığım hastane de, beni işten atmaya kadar götüren durumun bu yasayla ilgili olduğunu anlıyorum. Hızla işçi azaltıyorlar. Çalışanı bezdirip "kendi çıksın" diye uğraşıyorlar. Yol ücretini azaltma, daha çok iş verme, diğer taşeronlar da veri giriş, güvenlik gibi, maaşlarını asgari ücrete çekme ve çalışanları bezdirerek, işten çıkmasını sağlamaya çalışıyorlar. Ses çıkaranı, örgütlenme çalışmasını yapanı ise işten atıyor, işten attıkları kişi ses çıkarınca da hastanene idarecileri de ideolojik bu eylem diyorlar. Kendi yaptıkları ideolojik değil mi?

Bedriye YORGUN, 87. gün geldiklerini ama bedenleriyle burada olamasalar da akıllarını bu direnişte olduğunu, bundan sonra sürekli yanımda olduklarını, mahkemeye kendi gelemese de SES üyelerinin geleceğini ve kış için bir ihtiyaç listesi belirlenirse buna yardım edeceklerini söylediler.

Mahkemeye katılmaları için aydın ve sanatçıları aradım. Özcan YAMAN ve Mehmet ESATOĞLU geleceğini söyledi. Celal BAŞLANGIÇ, Abdurrahman DİLİPAK, Ayşe DÜZKAN ise bir  aksilik olmazsa geleceklerini söylediler. 

Nuray MERT trafik kazası geçirdiği için, Işıl ÖZGENTÜRK de miğde kanaması geçirdiği için katılamayacaklar, onlara geçmiş olsun diyorum.


Bugün direnişe destek için telefonla, Silifke'den Nimet öğretmen ve   Amasya'dan Nilgün aradı...

2 Eylül 2010 Perşembe

DİRENİŞİN 53. GÜNÜ

31.08.2010 – SALI
DİRENİŞİN 53. GÜNÜ

Ağustos’un son günü. Yarın havalar soğuyacak. Bu günkü sıcağa bakınca imkânsız gibi görünüyor, havanın soğuması. Sonbahar olsun. Ben göze aldım, dört mevsim geçirmeye. Direniş çadırında bir esprimiz vardı, çadırı kurarken, “bu çadır kışın da kalır, kardan adam yapar eline ‘işçiyiz haklıyız kazanacağız’ pankartı tutuştururuz” demiştik.
Bu gün, tek tek ziyaretçilerim var. Duyup ziyarete gelen. Merakla soruyorlar; “ne yapıyorsun, nasıl yaşıyorsun”. Anlatıyorum; neden burada olduğumu, burada olmak zorunda olduğumu. “Başka türlü önüne geçemezdim güvencesiz çalışmanın, işten atılıp başka iş aradım – buldum, yine işten atıldım, mahkemeye verdim, geri döndüm, yine atıldım. Yine mahkemeye verdim ama burası benim iş yerim. İçeri girinceye dek buradan ayrılmıyorum.” diyorum.
Eski bir sendikacı misafirim vardı. Hanife Debreli. 1959 ‘da kurmuşlar Teksif’i. Kurucularından. 17 yaşındaymış o zamanlar. Almanya’ya sendikal eğitim almaya gitmişler. Bundan sonraki ilk Teksif kongresinde yönetime alınmamışlar. Daha sonra Tekstil-iş’i kurmuşlar ve DİSK’e katılmışlar. “Sendikaların arkası boş. Sendikalar işçi için bir şey yapamazlar.” diyor Hanife Debreli.
Akşam oluyor. Yemekte melemen var. On beş yumurta kullanacağız. Yetmez ama pideyle takviye ederiz.
Bu gün de bitti. Yarın 1 Eylül Dünya Barış Günü…

Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak

0530 777 68 79
pasabahcedirenisi.blogspot.com

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Direniş 37.günü.

Gün uzadıkça kamuoyu hareketleniyor. Cumhuriyet’te Işıl Özgentürk yazmış.Işıl Özgentürk’e teşekkür ediyorum.

Bu gün direniş çadırını sabah 10 dan bu saate kadar Cumhuriyet okurları arıyor,direnişimi tebrik edip başarılar diliyorlar. Yapabilecekleri neler olabilir soruyorlar. Yanıma direniş çadırına gelip bana destek vermenizi isterim bana ve sömürülen işten atılan işçiler için yapabileceğiniz en güzel şey budur.Direniş çadırında olup direnenlere destek verdiğini görsün yönetenler.

Pazar banyomun dönüşünde beni bekleyen bir misafirim vardı. Nurçehre Elver fotoğrafçı bana kendi elleriyle börek ve kek yapıp getirmiş daha önceleri iki kez gelen Faik hocayla birlikte gelmeye karar vermişler önce o geldi çadıra daha sonra Faik hoca ve eşi iki dostuyla beraber. Çok sıcak bir sohbet yapıyoruz artık Faik hocayla. Eşimi oğlumu iyi tanıyor resimlerimi çekti yeniden çayla beraber,Nurçehre’nin böreklerini ve kekini yedik. Paşabahçe Kültür ve Dayanışma Derneği üyeleri de buradaydı ülke ve dünya sorunlarını konuştuk. Ülke ve dünya sorunları hep beş yıldızlı otellerde konuşulacak değil ya,birazda direniş çadırlarında konuşulsun.

Gece çadırın bir kadın ve bir kız çocugu ziyaretçisi vardı. Yanlarında da bir köpekleri. Kadın televizyonda görmüş direniş çadırını,ziyarete gelmiş. Gece yarısı yanında on bir yaşındaki kızı ve köpeğiyle. Kadın sarhoş zavallı çocuğu da yanında. Kadın abuk sabuk konuşuyor. O kız çocuğu annesinden utanıyor,bir köşeye büzüşüyor. Annesine bir şey söyleyemiyor. Anneme kötü bir şey söylemeyin diye gözleriyle yalvarıyor. Bu ülkede ki neyi yazasın ? Hangi yana baksan acı, o kız çocuğundan nasıl bir birey olur ? O kız çocuğunun bu dünyaya büyüyünce ne faydası olur ? Hayatı sarhoş bir anneyle geçiyor ! Ezile büzüle bakıyor etrafa. Annesine annelik yapıyor. Yazık çocuklarımıza lanet olsun bu düzene. Çocuklarımız mendil,çiçek satar sokaklarda; çocuklarımız dayak yer hapis yatar bu ülkede;çocuklarımız aç yatar;karda kışta çıplak gezer çocuklarımız;televizyonlarda yarışma programlarına malzeme olur çocuklarımız;çocukluklarını bilmeden büyür;uyuşturucu satıcısı,hırsız,fahişe olurlar sonra ama bizim çocuklarımız. Sizin çocuklarınız bakan,tüccar,armatör vs. olur. Cumhurbaşkanı bile olurlar. Bir de benim idarecilerim gibi başhekim,başhemsire,müdür olurlar ama İNSAN olamazlar.

Bugün de akşam oluyor. Direniş çadırımda iftar hazırlıkları yapılıyor. Etrafımda arabalar hızla yol alıyor. Hastane çalışanları sofralarına bir şeyler yetiştirmek için koşuşturuyorlar.

Baba evimdeki iftarlar geliyor gözümün önüne. İftar saati yaklaşınca babam çıkar balkona,evimiz yol kenarındaydı. Yoldan geçenleri iftara çağırırdı. Özellikle de sofrada et varsa,evine et alamayanları çağırırdı. Kendisi yemez onlara yedirirdi. Ramazanlarda muhakkak bir aileyi doyururdu. Zengin sanmayın babamı babam bir devlet memuruydu. Bizim ve kendi ihtiyaçlarından kesip herkese yardımcı olurdu…

15 Ağustos 2010 Pazar

Direnmelisin Zeynel! 2010.08.14  

13 Ağustos 2010, Direnişin 35.günü. Bir cuma başlamıştım direnişe, yine cuma. Bu sabah biraz fazla uyudum. Öyle sıcaktı ki akşam uyumakta zorlandım.

Emekli-Sen üyeleriyle sabahlamıştım.Hazır onlar burda çadırımı onlara emanet edip banyo yapmaya gittim. Geldiğimde eşim, oğlum gelmişti. Oğlumu her görüşümde ne kadar özlediğimi anlıyorum. Özellikle ona sarılıp öpmüyorum, eminim o da öyle. Her ikimiz de ağlarız, bundan korkuyoruz ve birbirimize sarılmıyoruz.

Direniş çadırları kurulmaya devam ediyor. Dün de tersane işçisi Zeynel Kızılaslan Tuzla Gemi Tersanesi önünde direnişe başlamış. Her gün ölümlerin olduğu, can güvenlikleri olmadan asgari ücretle çalıştırılıyor tersane işçileri. Onlar da madenciler gibi evlerinden çıkarken aileleriyle helaleşiyorlar. Nedir bu kapitalizmin hırsı? Nedir bu bizim çaresizliğimiz? Yaşamak için çalışmıyoruz, çalışmak için yaşıyoruz! Evimize ekmek götürebilmek için ölümü göze alıyoruz. İlkçağ insanı gibi. Yiyeceğini sağlamak için ilkçağ insanı vahşi hayvanlarla savaşır, şansı yaver giderse bu savaştan sağ çıkıp karnını doyurur ve barınırmış.Bizler ilkçağ insanı... Kapitalistleri de vahşi hayvanlara benzetiyorum. Biz hala yaşamak için savaş veriyoruz... Direnmelisin Zeynel, direnen kazanıyor!
Grup Yorum,İdil Kültür Merkezi ve şair Ruhan Mavruk buradaydılar bugün. Onları yanımda görmek benim için büyük bir mutluluk. 25 yıldır tüm baskılara rağmen Grup Yorum bu ülkenin çocuklarının acılarını, umutlarını, direnişlerini anlatan türkülerini yapıyor ve yapmaya da devam edecektir. Grup Yorum, Emekçi Halayı,Haklıyız Kazanacağız ve Grev Türkülerini söyledi. Ruhan Mavruk, Albartos şiirini okudu. Onları dinlemeye gelen doktorlar, hemşireler dinlemeye doyamadılar, tabii ki ben de...

Kadın Platformu üyeleri saat üçte geldi ziyarete. Buradaki durumla ilgili ve hastanede temizlik işçilerinin çalışma koşulları ve idarecilerin işçilere davranış şekliyle ilgili sohbet ettik. Birgün'de yazan Bilge Seçkin Çetinkaya bunları yazacağını ve beni işten atan taşeron firmayı ve hastane idarecilerini deşifre edeceğini söyledi.

Akşam oldu. Direniş çadırında 35.gecem olacak. Direniş ilk başladığı geceki gibi benim için. Kazanacağımız konusunda hiç bir şüphem yok! Bu çadır benim ve diğer taşeronda çalışan işçilerin kurtuluşu olacak.

Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi
Türkan Albayrak
0530 777 68 79 

11 Ağustos 2010 Çarşamba