3 Ağustos 2010 Salı

PAŞABAHÇE DİRENİŞİ 24. GÜN

"Sen bizim öğretmenimizsin"

Direnişin 24. Günü

1 Ağustos 2010, Pazar. 24.gün, çadırda da yaşar insan, bunu anladım. Tekel işçilerinin nasıl başardığını düşünürdüm hep; Ankara'nın o ayazında 72 gün nasıl yaşıyorlar? Ne yapıyorlar, onları orada tutan güç nedir?; bu çadırı kururnca anladım. Haklı olmak onları ve beni ilkel koşullarda yaşamaya iten. Direnmekte kararlı olmak. Onlardan daha şanslı görüyorum kendimi, beni satacak sendikam yok. Onlardan şanssızım işçi arkadaslarım yok yanımda.

Banyo yapma günüm... koştura koştura Zeynep'e gidiyorum fazla oyalanmadan çadırıma dönmeliyim biran önce. Benim yokluğumda zarar veriyorlar çadırıma, eşime emanet ediyorum çadırımı. Su çok güzel... rahatlık, temizlik yeniden doğmak gibi. Ben gelmeden gelmiş misafirlerim İstanbul Üniversitesi Öğretim görevlisi Faik Başar ve öğretmen Özgan Yıldırım Başar. Fotoğraflarımı çektiler ve geçmişte iş yerimde olanlardan bahsettik, fotoğraf çekmesine engel olmak istedi güvenlik, karşı çıkışı çok iyiydi Faik beyin "benim burda fotoğraf çekmeme engel olamazsınız" deyişi yürekliliğini gösteriyordu. Bana "sen bizim öğretmenimizsin" diyerek gittiler iki güzel öğretmen.

Yasemin, Erdoğan Gönülkırmaz ellerinde fındık ve çok sevdiğim böğürtlenle geldiler İvme dergisini bıraktılar. Bu günkü misafirlerim öğretmen, öğretim görevlisi, mimar, mühendis, ne güzel. Tatil günlerini direniş çadırına ayırmaları beni mutlu ediyor. Erdoğan "kazanacağız" diyor giderken.

Bugün Zeki'den bahsetmek istiyorum. İş arkadaşım, sırdaşım Zeynep'in eşi; İlk ziyaretçim, ilk çayımı şekerimi, yemeğimi, çiçeğimi getiren. Her akşam beni yoklayan, "nöbete kalacak olan var mı" diye soran, "herhangi bir olay olursa beni ara" diyen çok kıymetli bir dost. İlk ilgisi nasılsa direniş çadırına, hala o sıcaklıkta devam ediyor. Bir bakmışsın elinde çiçek, bir bakmışsın elinde ekmek, sohbeti içten, dostluğu gönülden dupduru bir insan. Zeki dünyaya dupduru gözlerle bakıyor. İnsana hiç çıkarsız yaklaşır. "Dünyada tek dikili ağacı yok" o dostluğu çok sade sunuyor insan, yardıma ihtiyacı olan herkesin yanında, elinden geleni yapıyor, daha neler yapabilirim diye kafa yoruyor. Eşine ve çocuklarına güzel, kimseye muhtaç olmadan yaşayacak bir hayat sunmak için uğraşıyor. Onun doğruları yetersiz bu dünyada güzel bir yaşam kurmak için bunu o da anlayacak.

Gün bitmiyor her gün beni biraz daha yaklaştırıyor kazanmaya. Geçen günler umutsuzluğa değil umuda kapı açıyor. Ben burdayım benim haklı davama inananlar henüz ziyarete gelmeyenler sizleri davet ediyorum. Direniş çadırına benim gibi haksızlığa uğrayanlar sizleri davet ediyorum direnişe.

Paşabahçe Temizlik İşçisi Türkan Albayrak
Tel: 0530 777 68 79
Adres: paşabahçe devlet hastanesi önü

Hiç yorum yok: